Gecenin ağır kokusu üstümde…sen söylediğinden beri..elimdeki sigaramın dumanından bile daha bulanık içim..kafam karışık, sürrealist bi ressamın elinden çıkmış bi tablo gibiyim..hem gerçeğim hemde değil…uçuyorum, boşluktayım, düşüyorum….ellerini uzatıyorsun ama çok uzaksın…tutamayacaksın, sende biliyosun..
Çabalama!
Çok zor! Sen ne kadar büyük, ne kadar güçlü, ne kadar SEN de olsan…olmaz, yetmez…Olduğun yerden göremezsin ne kadar derin olduğunu…
Korkma!
Korkma, benim için üzülme…Zümrüd-ü Anka kuşuyum ben, her yanıştan sonra küllerimden doğarım..ama bilirim efsane dilden dile dolaşır, büyür..kimse bilmez belki de ben bile inanırım bi gün mutluluğa, kendi efsanemin sarhoşluğu tekrar kör eder aslında hiç açılmamış gözlerimi…
Acıma!
Sakın bir daha acıyarak bakma bana…Acıman acıtma olur batar yüreğime..Dağlama etimi! Sus! Daha fazla sarılma! Bakma gözlerimin içine! Başakların narin boynunu koparan orak gibi ellerin, DOKUNMA DAHA FAZLA…..
Ve GİTME!
Öylece kal! En son hatırladığım en mutlu anımda kal…Zihnimin sarı yapraklı hatıralarında…Küçük bi ışık olarak kal..Ve adımı söyle içtiğin her rakının ilk dublesinde..Ama içinden, sessizce..Çünkü canım, sen benim hiç olamayacağımsın..
KİMSE DUYMASIN!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder