Aynen böyle söyledin işte seni daha fazla üzmek ve bu yüzden üzülmek istemiyorum...
KORKAK!
Çık içindeki savaştan! Kendi kendinle çarpışıyosun...Önünde ne varsa yıkıp geçiyorsun ama bu savaşın galibi belli değilken, mağlubu hep ben oluyorum...
Ve sen beni ÜZMEK İSTEMİYORSUN!
YALANCI!
Zamansız vicdan muhasebesine mi başladın? Günah mı çıkartmak amacın, yoksa
kutsanmak mı? Özgürlüğü, mutluluğu kaç kadehe satın aldın? İpini koparmış gibi gezmekle dünyanın kaşifi mi sandın kendini? Yalnız kalabilmeyi, melankolikliği, ruhsuz erkek sohbetlerini o kasvetli, havasız, pis dünyanda yeşerebilen tek şeyi bir çırpıda söküp atmayı maharet mi bildin? Benden esirgediğin vaktini kokuşmuş mekanlara harcamak mı asiliğin? Güzel olan hiç birşeyi söylememek, sadece üzmeye programlı yaşamak, karşındakinin birdenbire, apansızca, umarsızca, vicdansızca elinden mutluluğunu almak....Canavarlaşmak, hakaret etmek, adi plastik poşetlere eşyalarını doduruşunu izleyip, son bir kez sarılmak yerine eline tutuşturmak...Bunca zaman ben seni hiç sevmedim sadece seviyormuş gibi davrandım demek, evet bu cümleyi kurabilmek bir insana... yahu bu mu senin sert erkekliğin? Ve sonra da kısaca...bu benim istediğim şey değil diyebilmek....İşte bu da pek övdüğün dürüstlüğün olsa gerek...
Ve sen beni ÜZMEK İSTEMİYORSUN!
Kusura bakma şekerim ama çok komiksin...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder